Barakumba | Ekranlar Ne İstiyor? 3. Bölüm: Laptop
Barakumba logo

Ekranlar Ne İstiyor? 3. Bölüm: Laptop

Bilgisayar iş hayatına genel geçer anlamda 90larda girdi, amacı elle yapılan, çok da zaman alan işin gerekliliklerini kolaylaştırmak ve kısaltmaktı. Peki ya sonra?

ON
Ongun N.
16 Eylül 2026 · 2 dk okuma
Ekranlar Ne İstiyor? 3. Bölüm: Laptop

Pek çok açıdan da başarılı, faydalı, ve kolaylaştırıcı deneyimler sundu. Sayesinde yapılan hesaplar, planlar, paylaşımlar işlerin çıktı elde etme hızını inanılmaz arttırmış ve verimliliğin yanı sıra ciddi bir kesinlik/keskinlik yaratmıştı.

Ardından 2000lerin başında evlerimize girmeye başladılar. Çocuklarımızın eğitiminde, ev bütçesi yönetiminde, yavaş yavaş da ev içinde işimizi devam ettirebilme konusunda rol aldılar. Ancak değinmeden geçemeyeceğim şey şuydu, masaüstü bilgisayarlar her zaman işimiz bitince kapanan bir yapıdaydılar.

Ardından onlar, dizüstü bilgisayarlar ortaya çıkmıştı. Para dolaşım ve “haberleşme” hızının, hiç olmadığı kadar hayatlarımızın önceliği ve belki de vazgeçilemez gündemi olma “hedefi”, bugünden bakınca sayelerinde gerçek olmuştu.

Bu ekran sana ne verdi?

“Özgürlük”…

Bu ekranı diğerlerinden ayıran şey, gerçekten de sana bir şey vermesi oldu.

Hız verdi, kesinlik verdi, kolaylık verdi, sosyallik verdi, erişim verdi ve daha niceleri. Mimarlar koca koca sayfalarda çizimler yapmayı bıraktılar, mühendisler elleriyle hesaplar yapmayı, tasarımcılar hayaller kurup kağıda dökmeyi, finansçılar, muhasebeciler, kamu karar vericileri, sosyal ağlar, çöpçatanlık siteleri… peki ya bu iyi mi oldu?

Senden ne aldı?

Her şeyden önce el yeteneğini, öğretiyi/öğrenimi, emek sarfetmeyi ve her şeyden çok fiziksel deneyimi… Üzerine sana ait olan zamanı, fiziksel dünyaya yani gerçeğe ayırdığın vakti aldı. Her köşene girdi, seninle işinden evine geldi, arından tatiline katıldı, sonrasında koltukta otururken kucağında yer almaya başladı.

Yani artık kapatıp gerçek dünyaya vakit ayırma kararı verebildiğin bir ürün olmaktan çıktı, her an hayatında olan, olmak isteyen bir hal aldı. Sözün özü, sokakta, dışarda yaşanan gerçek dünyayla olan ilişkini senden aldı. Çalışırken, üretirken ihtiyaç duyduğun desteği aldı, bu destek doğrultusunda karşılaştığın sosyal ortamı aldı, emeğinini başkası tarafından gözle görülmesini aldı, “şanseseri”ni aldı.

Artık en önemli şey sonuçtu, yolculuk/emek/yaşam değil…

Ne için, kim için çalışıyor?

Kısa cevap; senin için değil! Sistem maalesef senden büyük (sen kabul ettiğin için), ve onlar sistem için çalışıyorlar. Bunca hız, bunca “fayda”, bunca “verimlilik” ihtiyacımız olan şeyler mi? bizim? Bence cevap HAYIR!

Bu sistemin faydasına…

Bakın bakalım işverenler teknoloji sayesinde edindikleri verimliki sayesinde yüzdesel ne kadar kar ettiler ve bunun ne kadarını çalışanları ile paylaştılar? Bakın bakalım kurulan yeni mecralar, o mecraya fikir/ürün/içerik üretenler sayesinde nasıl bir kazanç elde ettiler, bunun ne kadarını paylaştılar? Bakın bakalım!

Ne yapmalı?

Farkında olmalı, hesap tutmalı, ellerimizle işler yapmalıyız. Notlarımızı kağıda dökmeli, yaratıcılığımızı beslemek için fiziksel dergilerden/basılı materyallerden kolajlar yapmalı, çektiğimiz fotoğrafları ekranda kategorize edip klasörlemek yerine bastırmalı ve albümlerimize yerleştirmeliyiz, duvarlarımıza asmalıyız. Bilgi sahibi olmak istediğimiz konular için fiziksel araştırmalar yapmalıyız, kitapçıları, sahafları gezmeli, söyleşilere, çalışma gruplarına katılmalıyız, bilenlerin olduğu yerlerde bir bilene sormalıyız.

Hayata karışmalıyız yani!

Ya hatırlayın pandemi zamanında sokağa çıkma yasakları nedeniyle işlerimizi evden yürütmek zorunda kaldığımızda (birçoğumuz) o dizüstü bilgisayarda ne kadar vakit geçirmek gerçekten “gerekliydi”, işlerimiz için?

Onlara ayırmanız gereken zaman da işte o kadar!

Paylaş