Ekranlar Ne İstiyor? 2. Bölüm: Araç içi ekranlar
Yolculuk, yolcu, yol… sahip olduğu anlamı bugünün teknolojisi “sayesinde” kaybeden, değerli kelimlerden sadece birkaçı. İlk çıktıklarında, yola, yolculuğa yardımcı olmak için çıkmalarına karşın bugün gözlerimize 2nci uzak mesafede konumlanan, yol ile yolculuk ile aramıza giren ekranlar oldular, araç içi ekranlar.
Bu ekran ne sundu, ne verdi?
“Şoför” olabilmek için gereken farkındalık, bilgi ve beceri için harcanması gereken zamanı…
Gerçek faydaları olduğunu kabul ediyoruz. Yolculuğumuza engel olabilecek bir arızayı, dikkatimizin dağıldığını, park ederken kendi aracımızı ve başkasınınkini kollamayı, yolumuza çıkan bir tehlikeyi, aracımızın bakıma ihtiyacı olduğunu, benzinimizin bitmek üzere olduğunu gibi gibi… uyarılar sayesinde artık her birimiz “uzman” bir şoför gibi aracımız hakkında bilgi sahibi olabilir durumdayız. Peki durum gerçekten böyle mi?
Senden ne aldı?
Aracımızın, benzinimizin bitmesine x km kaldı diye bizi uyarmasına rağmen, benzini bittiği için yolda kalan sayısında artış olması bizce pek de şaşılası bir durum değil.
Genç sürücülerin %75’inin kriko veya bijonun ne demek olduğunu dahi bilmediğini söylesek ne derdiniz? Veya silecek suyunun nerden ekleneceğini bilmediğini…
Bu ekran bizden, bilmeyi, farkında olmayı, yolda olmayı, anda olmayı aldı.
Uyarılar sayesinde araç hakkında bilgi sahibi olma gerekliliğini, “araç içi eğlence” sayesinde yolda olmanın zevkini, navigasyon sayesinde kaybolma ihtimalini ve dolayısıyla yol sorma/sosyalleşme/öğrenme şansımızı elimizden aldı.
Fiziksel düğmeler varken gözümüzü yoldan ayırmadan istediğimizi açıp kapatabilirdik, çünkü çok kısa bir süre içinde kas hafızamız gelişirdi. Düşünmeden basardık o düğmeye. Şimdi ise, ekranda yapmak istediğimizi bulmamız ortalama 40sn alıyor, yola bakmadığımız bir 40sn, neler olabilir varın siz düşünün. Buna Euro NCAP en sonunda bir dur dedi, sinyal, dörtlü, korna, silecek ve acil çağrı için fiziksel düğmesi olmayan araçlar 5 yıldız alamıyor artık. En azından…
Peki eğlence konusu, kaçınız vosvos oyununu hatırlıyor? HIMYM*’da “zitch dog” oyununu? Kendi seçtiğimiz kaset veya CDlerden dinlediğimiz bize ait olan albümleri? Tekrar tekrar dinleyerek beraberce söylediğimiz şarkıları?
Neler aldı neler…
Ne için, kim için çalışıyor?
Bizim için çalışıyor gibi görünüp, markalar, üreticiler, istasyonlar ve dinlenme tesisleri için çalışıyor.
Otomobil üreticileri sattığı araçlardan ortalama %3-5 arasında kar ediyor, yetkili servislerden ise ortalama %50. Yani otomobil satmak değil, yetkili servise sokmak işin karlı tarafı. Üreticiler bakım sıklığını km “veya” YIL bazında belirlerler. Çünkü finansal planlarını ona göre yaparlar. Araç ekranınız size bakım vakti geldi dediğinde alacağınız aksiyonu düşünürken, bu bilgiyi de aklınızın bir köşesinde tutmanızı en azından önermek istedik.
Uzun yolda ekran yoruldun mola ver dediğinde, ki üreticiler tarafından kabul edilen üst sınır 2 saattir. Uzun yolda bu uyarı çıkınca ilk fırsatta bir mola verme eğilimi gösterirsiniz, böylece kendisini “yolculuk arkadaşı” olarak konumlandıran tesislerde vakit geçirir, para harcarsınız. Bu süre uzun yol şoförleri için 4.5 saat olarak belirlenmiştir, zaman dolduğunda yasal olarak mola vermek zorunludur. Aradaki fark tam olarak %225!
Senin için çalışan bir ekran, senin tarafından kapatılabilmeliydi.
Ne yapmalı?
Aracınızı ekrandan değil, gerçekten tanımalı, lastik değiştirmeyi öğrenmeli, basit kontrolleri ve tamirleri bilmeye özen göstermelisiniz. Aracınızın motor sesini tanımalı, sürüş deneyimini ezberlemeli ve bir farklılık olduğunda fark etmelisiniz.
Yolda olmanın ne demek olduğunu, yolcu olmayı ve birlikte yolculuk etmeyi tekrar hatırlamalı ve öğrenmelisiniz.
Tüm yolculuk boyunca, açtığınız bir “playlist”i dinleyerek, klimanız ile sabit sıcaklıkta seyretmek yerine, ara sıra camları açmalı dış mekan kokusunu içinize çekmeli, hava değişiminin farkına varmalı ve etrafla ilgilenmelisiniz.
Böylece bu ekranın sizi yönlendirme, yönetme gücünü elinden alarak tekrar ait olduğu yere yani “destek” mekanizması rolüne onu koyabilirsiniz.